Vücut Sarayı ve sakinleri

“Akl-ı İnsan – Nefs-i Arslan – Lümme-i Şeytan – Musallat Sırtlan – İnsi Şeytan”
İnsan küçücük cismi ile bin kubbeli ve her kubbesinin altında bir oda bulunan muhteşem bir saray gibidir. O sarayı yaratan Ezel ve Ebed sultanı Halik-ı kainat Olan Allah’ın c.c. o sarayın tamamına isim ve sıfatlarının tecellileri yansıdığı gibi gibi sarayın her bir odasında dahi ayrı ayrı yansıyan isimlerinin tezahürleri vardır. İnsan Yaratıcının muhteşem sanatlarının teşhir edildiği kainat sarayının küçük bir numunesi olarak insan sarayı olarak yaratılmıştır. Allah c.c. bizleri için yarattığı vücud sarayımızda İsim ve sıfatlarının tecellisine biz insanları mazhar etmiş ve bizleri kainatta yarattığı nihayetsiz alemlerin bir merkezi ve çekirdeği hükmüne getirip bizlere eşrefi mahlukat makamını ihsan ederek bizleri zatına muhatap etmiştir. Evet vücut sarayımızın her bir odacığı yaratıcımızın tezahür eden isimlerinin tecellisi ile vücud bulur ve o esmalardan aldığı nurlar ile aydınlanır. Böylece Allah’ın c.c. isim ve sıfatları alem-i gaybtan alemi şehadete çıkarak şuur sahibi insanların temaşasına ve seyrine arz edilir. Yaratıcımız bizlere böylece kendisini tanıttırmak ve sevdirmek ve ebedi alemlerine davet etmek ister. Bizlere hem bu koskoca kainat sarayında hem de vücut sarayımızda muhteşem sanatları ve eserleri ile ve semavi fermanları ile kendini tanıttırmak ister. O vücud Sarayında dünyaya gelen ve yaşayan her akıl sahibi o sarayın belli bir süre için kendisine verildiğini, o sarayda mal sahibi değil kiracı olduğunu ve sarayın asıl ve daimi sahibi olmadığını bilir. Ne zaman saray sahibini tefekkür edip araştırıp merak eder işte o zaman saray sahibi ona hidayet anahtarını ilham eder. İman nurlarını açan kelime-i şehadet ile vücud sarayını aydınlatan şalter açılır ve sarayın bir anda aydınlanması ile saray sahibinin tüm hikmet ve sırlarına mazhar olur. Bizlere ihsan edilen vücut sarayımızda Kelime-i şehadet o sarayın tüm odalarına iman ile enerjisi veren bir şalter vazifesi yaptığının delili kafir koskoca dünyada o şalteri bulamadığı için yaratılıştaki tüm ince ve güzel sanatlara karşı karanlıklar içerisinde kör hükmünde olup yaratıcıyı görememesidir. Hidayet ile Ruh ve bedenimize yayılan Nur-u İman o sarayın elektrik enerjisi gibidir. İman Nuru ile o saraydaki tüm odalar aydınlanır ve milyonlar ince nakış ve sanatların sahibi olan Allah’ın c.c. imzaları ve mühürleri görünür. İman nuru parladıkça o nakışlar içerisindeki daha ince nakışlar ile ilim ve hikmetin cilveleri fark edilir Evet Akl-ı İnsan iman nuru ve iman gözünün ve kalp gözünün açılması ile firaset ve basiret sahibi olması ile Vücut sarayının sahibi olan Rabbini bulur. Kendini bilen Rabbini bilir sırrı tezahür eder. Vücut sarayımızda İnsan aklının emrine verilen ve hissiyatlar, duygular, arzular, hevesler, emeller ve birçok cihazat ile donatılmış ve o sarayda yaşayan Nefs adında bir de arslan yaratılmıştır. Nefs arslanının sarayın kapı bekçiliğinden, pencerelerinin açılıp kapanmasından erzaklarının saraya girişinden ve sarayın düşmanlardan korunup muhafazasına kadar bir çok görevleri vardır. Arslan kimi zaman bekçilik yaparken kimi zaman odaları temizleyip havalandırır. Bazı zamanda yük taşır sarayın ihtiyacı için çalışıp sarayın hizmetkarlık vazifesini yapar. Nefs-i İnsan Arslanı Sarayın kiracısı ve emanetçisi olan Akl-ı insanın emrine verilen mükemmel bir Askerdir. Onun tüm eğitim ve terbiyesinden Akl-ı İnsan sorumludur. Aklın tüm rahatı Arslanın görev ve vazifelerini tam ve mükemmel yapmasına bağlıdır. Eğer o Arslan iyi terbiye edilip kontrol edilmez ise o sarayı mahfeden bir düşmana hatta saray sahibini dahi parçalayıp yutacak bir canavara inkılap eder. Nefis; Aklın hizmetine verilen bir Arslan hükmünde olduğunda o arslanın tüm eğitim ve terbiyesinden Akıl sahibi olan ve sarayın emanet edilip teslim edildiği Akl-ı insan sırumludur. Nefs-i Arslanı neye alıştırırsanız onun ile beslenir. Nasıl terbiye ederseniz o şeklide size fayda sağlar ve saraya hizmet eder. Güzel terbiye edilmiş bir Nefs-i arslan sizi sırtında taşıyan bir binek vazifesi yaptığı gibi terbiyesi yapılmamış bir arslan ise size en yakın ve en zararlı bir düşman hükmüne geçer. Çünkü o vücut sarayında her zaman onunla yaşamak zorunda olduğunuz gibi küçük dünyanızdaki her hareketinizde sağınızda, solunuzda, arkanızda, önünüzde hatta bazen üzerinizde uçan bir kartal gibi tepenizde pençelerini hissettiğiniz ve nereye gitseniz yaşadığınız sürece ayrılamayacağınız bir özellikte yaratılmıştır. O arslanla hem iyi geçinmek ve hem de çok iyi terbiye etmek zorundasınız. Çok yedirip azdırmadan ve az verip çıldırtmadan onun ipini ve kontrolünü her daim elinizde tutmazsanız bakınız neler olur. Saray sahibinin izni ile sizin sadakatinizi denemek için vücut sarayınızda İsmi Lümme-i şeytan olan bir Hamster devreye girer.
O Hamster lümme adeta küçük sinsi vesveseci bir fare gibi çalışıp Nefs arslanının dizginini ele geçirip o arslanı yönetmek ve kontrol etmek isteyen ve hatta sizi o arslana yedirmek isteyen bir şeytandır. Lümme Hamster her ne kadar kendisini sevimli göstermek istese de o sizden bir şeyleri çalmak, sarayın ambarlarını boşaltmak, Nefs arslanını azdırıp yoldan çıkarıp yalan vaadler ile kandırmak için çalışan bir fareden başka bir şey değildir. Ve sizde hiçbir yaptırım gücü yoktur. Bazen sizi korkutmak ve şüpheye düşürmek ve yalan vaadler ile aldatmak için gizlice size sinsice fısıldar. Hatta siz çoğu zaman bu fısıltıları kendi düşünce ve fikirleriniz ile karıştırırsınız. Ne zaman ki fısıltı ve vesveseleri İman gözü ile bakıp değerlendirirsiniz işte o zaman o sinsi hamster lümme’nin vesvese ve şüpheleri olduğunu fark edersiniz. Onun vesveselerine ehemmiyet vermezseniz neredeyse duyulmaz olur. Anca ona ehemmiyet verir ve kendinize muhatap alırsanız siz ehemmiyet verdikçe şişer ve siz onun sözleri ile amel ettikçe büyür ve o küçücük hamster sizi avucuna alıp sizinle kedinin fare ile oynadığı gibi oynayan bir ejderhaya dönüşür. Lümme-i Hamsteri vesveselerinden tanırsınız. Nefs-i arslan öyle değildir. Nefs arslanı size ısrarla Allah’ın yasakladığı şeyleri yapmanız için hısr ve arzular ile çılgınca izin vermeniz için kükrer. Siz onu ısrarcı ve azgın kükremelerinden nefs arslanı olduğunu farkedersiniz. Çünkü Lümme Hamster o kadar ısrarcı olmaz vesvesesi farkedilince o başka tuzaklar ve fısıltılar peşinde koşar. Ama Nefs arslanı öyle olmayıp direk olarak arzu ve isteklerde hırs yapar ve hedefine ulaşıncaya kadar kolay kolay vazgeçmez. O nefs arslanı açlıkla terbiye edilmedikçe ve aç kalmakla tehdit edilmedikçe ısrarından vazgeçmediği gibi hangi kötü şeye alışırsa kolay kolay ondan vazgeçmez ve çok daha tehlikelidir.. Çünkü O bir arslandır ve arslanlar fareler ile kıyas edilmez. Onu güçsüz düşüren ve terbiye eden açlık ve aç kalma korkusudur. Bir de vücut sarayın en çok korunması gereken bir kapısı vardır. Bu kapının ismi günah kapısıdır.
Lümme Hamster en çok bu kapının açılmasını ister. Bazen sizi bazen nefs arslanını bu kapıyı açmanız için bin bir türlü vesveseler ile kandırmaya ve aldatmaya çalışır. Nefs arslanının hoşuna giden şeyleri teklif ederek kendine meylettirmeye ve Nefs arslanı ile birlik olup sizi yani Akl-ı insanı ikna etmeye çalışır. Hatta bazen Terk-i Zekat ile Günah kapılarını ve malınıza hissedar olacak hırsızları vücut sarayınıza almak ister. Lümme Hamster’in bu çaba ve gayretinin sebebi saraydaki gizli günah kapısının açılması ile dışarıdan saraya girecek olan kendisi gibi muzır ve zararlı olan domuz, sırtlan, ayı, maymun, köpek, yılan, çıyan ve akreplerin saray içerisine girmelerini sağlamak ve sarayın ambarlarını ve erzaklarını tarumar ederek sarayı ele geçirmek ve Nefsi arslanı ve akl-ı insanı esir edip saraya hakim olmaktır. Hatta günah kapısının açılması ile Aklın kontrolünden çıkan nefs arslanı sınırsız zevkler peşine düşmek ile bir süre sonra lümme-i hamster gibi hareket ederek zulümlerde, hırsızlıklarda ve arsızlıklarda Lümme-i hamster ile birlikte hareket eder hale gelir. Bazen de Lümme-i Hamster sarayın bir odasında sizi vesvese ve şüpheye düşürerek (Allah’ın bir tek isminde şirke düşürerek) yaptırdığı kısa devre ile sarayın tüm odalarının karanlıkta kalmasını sağlayıp karanlıkta kalan Nefs arslanını dahi aynı Aklı İnsan gibi kontrol ederek istediğini yaptırabilir ve tüm sarayı ele geçirebilir ve tüm düşmanlara sarayın kapılarını ardına kadar açabilir. Ve sarayı mahfeder. Bu hikmet ve sır iledir ki “Allah kendisine şirk koşanları tevbe etmedikçe asla affetmez ve şirk en büyük günah ve zulümdür” sırrı tezahür eder. Aklı İnsan sahibi olan siz Nefs ve lümme-i şeytana uyduğunuzda ve aldandığınızda günah kapılarından vücut sarayınızı işgal edileceğini Şuara Suresinde Sarayı size emanet eden Zat-ı Zülcelal size ayetlerinde 221: Şeytanların kimin üzerine indiğini size haber vereyim mi? 222: Onlar yalan ve iftirâya düşkün olan günahkâr kimselerin üzerine inerler. 223: Böyleleri zâten hep şeytanların aldatıcı vesveselerine kulak verirler. Onların çoğu başkalarına da yalan söylerler” fermanı ile haber verir ve günah kapısını açtığınızda neler olacağını gösterir. Evet insan aldanır ve maalesef bir çoğumuz Nefs ve şeytana uyarak o günah kapısını açarız. Sarayın merhametkar sahibi Lümme-i Hamster ve nefs arslanınıza uyarak açtığınız günah kapısından girerek sarayı işgal eden haşarat-ı Muzırra olan şeytan-i Cinleri temizlemek için bizlere onları yakıp eriten bir iksiri dahi vermiştir ve o iksirin adı Tevbe’dir.
Tüm zamanlarda şeytani cin musallatına en tesirli iksir olan Tövbe saray sahibinin vücut sarayına ve dünya sarayına ve hatta kainat sarayına misafir ettiği bizlere en muhteşem hediyesidir. Bu sır ve hikmet ile Tevbe-i sayik İlm-i Hikmet denizinden bu asrın insanlarının günah kapılarını şeytani cinlere ardına kadar açtığı ve insi ve cinni şeytanların düştüğü tuzaklarında kıvrandığı bir zamanda Cenab-ı Hakkın bir lütfu ile kurtuluş senedi hükmüne geçerek birçoklarının hidayetine bir vesiledir. . Nefs arslanını terbiye ve tezkiye etmenin en geçerli çaresi ve metodu ise Başta Allah rasulü a.s.v. efendimizin ve ardından gelen tüm ulemanın ve hatta geçmiş semavi dinlerin tasdiki ile sır ve hikmetleri anlatılıp tavsiye edilen oruçtur. Nefs arslanı Oruç ile terbiye ve tezkiye edilir. Zikir, dua, tevbe, istiğfar dahi Nefs arslanının canavarlık hissiyatlarını dahi köreltilip Akl-ı insaniyeye tam bir hizmetkar olur. Bir de Bay insi tilki şeytanlar vardır bunlar ise bazen nefs arslanı ile arkadaşlık kurarak bazen de lümme hamster ile ortak hareket ederek sizi kendisine benzetmeye çalışır ki her kılığa girer, her rolü yapar ve her yalanı söyleyerek ve kullanarak sizi kandırmaya çalışır. Ben de öyle bir şeytana aldandım. Birçoğumuza kimi zaman soldan kimi zaman sağdan dost görünümlü yaklaşan ve kimi zaman da cinni şeytanların emir ve komutasında hareket edip vücut sarayımızdaki iman hazinelerini talan etmeye çalışan insan şeytanlarıdır ki İnsanda Nefsten sonra en tehlikeli olan düşmandır. Ona aldanan her iki dünyada pişmandır. Dua İnsan ve cin şeytanlarına karşı bir kalkan olduğu gibi Takva dahi muazzam bir zırhtır ve o zırhı sırlayıp sağlamlaştıran ve geçilmez yapan ise ihlastır. Evet Saray sahibinin sevgisi ve rızası sadece İHLAS ile kazanılır. İhlas ise yaptığı ve işlediği her amelini sadece sana emanet olarak vücut sarayını veren sahibinin sevgisini ve rızasını kazanmak için yapmak ile elde edilir. Ve Saray sahibi Razı olup sevdiği kuluna dünyada kendisine emanet olarak verdiği vücut sarayını Cenneti-i Bakiyede Hediyeyi Rahmaniye olarak tekrar kalıcı ve daimi olarak vererek onu ödüllendirir ve Cenneti ve Cemali ile şereflendirilir. “Elhamdü lillâhi alâ dîni’l-İslâm ve kemâli’l-îmân”
Tevbeye gel Günahına Tevbe et. Rahmet seni donatsın
Secdeye gel Rahmana Secde et. Güller kalbini kuşatsın
Sayik Yayınevi/ Sayikname / Erol Tangut